TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi Garo Paylan...

single-image


TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi Garo Paylan, ‘vicdansız ve adaletsiz’ olarak tanımladığı 2020 bütçesinin intihar eden vatandaşlara dokunmadığını belirtti.

Peş peşe yoksulluk intiharlarının yaşandığı bu günlerde Meclis’in gündemi bütçe. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşmeleri süren 2020 bütçesiyle ilgili en çok merak edilen konu ise işsizlik ve yoksulluğa çözüm getirip getirmeyeceği.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi HDP’li Garo Paylan, 2020 bütçesinin vicdansız ve adaletsiz olduğunu belirtiyor. Paylan’ın hesabına göre, güvenlikçi politikalara ve Saray ile yandaşlarına harcanan 200 milyar TL halka harcanırsa, refah ve huzur sağlanır. Paylan, iktidarın tercihlerini değiştirmesi için halkın 2020 bütçesine itiraz etmesi gerektiğini belirtiyor.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi, HDP Diyarbakır Milletvekili GaroPaylan’ın Artı Gerçek’in sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

DAR GELİRLİ DAHA DA YOKSULLAŞTI

-2020 yılı merkezi yönetim bütçesinden önce önceki yılı sormak istiyorum. 2019 bütçesi toplum açısından nasıl bir bütçe oldu? Vergiler, bütçe dengesi, zamlar vb. doğrudan toplumu ilgilendiren boyutuyla 2019 bütçesini nasıl bir bütçeydi?

Çok ciddi bir kriz yılı geçiriyoruz. Hem bir demokrasi krizi hem de çok derin bir ekonomik kriz yaşıyoruz. Bunun sonuçlarını da vatandaşlarımız yaşıyorlar. Dar gelirli vatandaşlarımız 2019 yılında daha da yoksullaştı. Bütün vatandaşlarımız, yüzde 1 hariç, geçen yılki alım gücünden daha düşük bir alım gücüne sahip. Geçen yıl evine ayda 3 kez et götürebiliyorsa vatandaşımız, bu yıl 1 kez et götürebiliyor. Geçen yıl çocuğuna iki kez ayakkabı alabiliyorsa, bu yıl bir kez alabiliyor. Bir emekli torununa geçen yıl 100 lira bayram harçlığı verebiliyorsa, bu yıl 50 lira bile veremiyor.

Aynı zamanda işsizlik yükseldi. İstihdamı artıracağız diyen iktidar bizi 8 milyon işsiz ile yüz yüze bıraktı. Bu, bu her evde bir işsiz var demek. Yoksulların geliri düştükçe piyasadaki çarklar da dönmez. İktidar hep yüzde 1’i iyi hissettirmeye çalıştı. Ama yüzde 99 iyi hissetmiyorsa alışveriş de yapmaz, piyasadaki çarklar da dönmez. Bizim önerimiz; yoksulları iyi hissettirirsen, gelirle refahla buluşturursan toplumdaki çarklar da döner.

VİCDANSIZ VE ADALETSİZ BİR BÜTÇE

-Yoksulluktan, işsizlikten intiharların yaşandığı bir dönemde bütçe yapılıyor. Bütçeler siyasi iktidarların politik tercihlerini, kamuyla olan ilişkilerini de en somut anlatan metinlerdir. Bu bakımdan 2020 bütçesinde AKP’nin politika tercihlerinde bir değişiklik var mı?

Kötüye doğru değişiklik var. Bizim hayal ettiğimiz Türkiye’den çok daha uzaklaştırıcı tercihler var. Biz 2020 bütçesini de vicdansız ve adaletsiz bir bütçe olarak tanımlıyoruz. Vicdansız, çünkü intihar eden vatandaşlarımıza dokunmayan bir bütçe var. İntihar eden vatandaşlarımız işsizdi, borç altındalardı, kiralarını elektrik faturalarını ödeyemiyorlardı, çaresiz kaldılar ve intihar ettiler. Bugün milyonlarca vatandaşımız benzer durumda, borç altında inim inim inliyor. Bakkala, esnafa, elektrik idaresine borcu var. İş bulamıyor. Bu durumdaki milyonlarca vatandaşa dokunmayan bir bütçe ile karşı karşıyayız. Çünkü bütün kaynaklarımız Saray’a, Saray’ın 5 tane yandaş müteahhidine ve savaş politikalarına akıyor.

SARAY’A VE SAVAŞA 200 MİLYAR TL AYRILIYOR

Benim hesaplarıma göre, eğer Türkiye’de barışı sağlayabilseydik, güvenlikçi politikalara harcayacağımız en az 100 milyar TL’yi yoksul vatandaşlarımıza harcayabilirdik. Ya da Saray’a ve yandaşlarına akan, israf olarak görülen 100 milyar TL’yi işçiye, çiftçiye, emekliye, yoksula harcayabilirdik ve o vatandaşlarımız şu anda hayatta olurdu. Bu 200 milyar TL’nin yalnızca 30 milyar TL’si ile tüm emeklilikte yaşa takılanların sorunlarını çözebiliyoruz. 20 milyar TL’si ile 200 bin öğretmen atayabiliyoruz. Yine 20 milyar TL’si ile bütün çiftçilerimizi tarlasını ekebileceği şekilde destekleyebiliyoruz. Sadece 10 milyar TL’si ile öğrencilerin kredi borçlarını silebiliyor ve bundan sonra bütün öğrencilerimize borç değil her ay 1000 TL karşılıksız burs verebiliyoruz. Kadınlara dönük politikalar için bütçe ayırabiliriz, en az 20-30 milyar TL ile toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı bütçeleme yapabiliriz. Emekli ve memur aylıklarına 1000 TL zam yapabiliriz. Bakın hala kaynaklarımız var. İşsiz vatandaşımız, borç altında ezilen vatandaşımız, dükkânını siftahsız kapatan esnafımız, tarlasını ekemeyen çiftçi, tüm bunların sebebini AKP’nin tercihlerinde arasın. AKP, bütün kaynakları sadece Saray’a, yandaşlarına ve savaş politikalarına aktarıyor. O yüzden çok küçük bir azınlık servetine servet katarken, yüzde 80-90 vatandaşımız yoksul.

-2019 yılı hem enflasyon hem de zamlar açısından yoksul ve düşük gelirli kesimlerin daha da yoksullaştığı bir yıl oldu. 2020 de toplumu neler bekliyor?

2020’de iktidar geçici bir bahar havası daha yakalamak istiyor. Bunu kısmen yakalayabilir, çünkü uluslararası konjonktürde Amerikan Merkez Bankası ve Avrupa Merkez Bankası faizleri düşürüyor. Dünyada çok büyük bir likidite var. Eksi faizde duran yaklaşık 20 trilyon dolarlık bir kaynak var. Bu kaynağın bir bölümü yine gelişmekte olan ülkelere giriyor. Türkiye’ye de son günlerde tekrar sermaye girişi olmaya başladı ama Türkiye riskli bir ülke olduğu için daha yüksek bir faizle giriyor. Ben şöyle tanımlıyorum; hasta bir bünyeye kortizon verirseniz o bünye geçici olarak kendisini iyi hisseder. Bu tip sermaye hareketleri de kortizon etkisi gibidir. Dünyada rüzgârlar olumluyken Türkiye’ye de bir miktar kaynak akabilir ve geçici olarak bir miktar iyi hissedebilir ama kortizonla o bünyeyi iyileştiremezsiniz. Yapmamız gereken yapısal reformlar, hem demokratik hem ekonomik reformlardır. Bu reformları yaptığımızda işsiz olan, aşsız olan, evsiz olan, borç altında inim inim inleyen bütün vatandaşlarımız hem refahla hem huzurla buluşur.

HALKIN BÜTÇESİ HALKTAN KAÇIRILIYOR

-Bütçe yapımı bakımından Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi ile önceki sistem arasında nasıl bir fark var?

Çok daha kötüye gitti maalesef. Çok daha sansürcü bir anlayış var. Bizi konuşturmamaya çalışıyorlar ama biz halkın çıkarlarını dillendirmeye devam ediyoruz. Halkın bütçesini halktan kaçırıyorlar. Biz komisyon toplantılarının canlı yayınlanmasını istiyoruz. Çünkü demokrat ülkelerde parlamentolar bütçe görüşmelerini canlı yayınlarlar. Hükümet ne vaat ediyor, emeklilikte yaşa takılanların sorununu çözüyor mu, öğretmen ataması yapıyor mu, parayı S-400 füzesine mi yoksa öğrencilere mi harcıyor, onu görür ve sesini yükseltir. Bunun olmasını istemedikleri için komisyon toplantılarını canlı yayınlamıyorlar. Biz buna itiraz ettik, önce kameraların kalmasını kabul ettiler, sonra başka yerlerden uyarı geldi ve tüm kameralar çıkarıldı. Halkın bütçesi halka kapatılmış durumda. Çünkü halk izlerse görecek ki, kaynaklar Saray’a akıyor, Saray’ın yandaşlarına, tanka topa füzeye akıyor. Ben halkımıza müdahil olma çağrısı yapıyorum.

Ayrıca işçilerin, öğretmenlerin, doktorların, kadınların, avukatların örgütleri var, ekoloji örgütleri var. Onların temsilcilerinin gelip konuşmasını istedik, maalesef ‘hayır’ dediler. Halkın sendikalarına, meslek örgütlerine kapatılan bir bütçe var. Bu şunu gösteriyor, gelecek yıl da soygun devam edecek. Bizden vergi alacaklar ama bunları Saray’a ve yandaşlarına aktaracaklar. Vergileri vatandaşımız veriyorsa, bunun da hesabını sormak en doğal hakkıdır. Bu kaynağın suyunu halka doğru çevirmek için halkın müdahil olmasına, itiraz etmesine ihtiyacımız var.

GÜVENLİKÇİ POLİTİKALARIN PAYI 4 KAT ARTTI

-Konuşmanızda sık sık savunmaya ve güvenlikçi politikalara ayrılan paydan bahsettiniz. Somut olarak nedir bu pay?

Barış sürecinin sürdüğü 2014 yılında bütün güvenlikçi kaynaklar için ayrılan 40 milyar TL idi. Son derece makul bir rakam. 2020 bütçesine bütün savunma ve güvenlikçi kalemleri topladığımızda 160 milyar TL. Bu 6 yılda 4 kat artış demek. Bütçede hiçbir kalem yüzde 50-60’dan fazla yükselmedi ama güvenlik harcamaları 4 kat yükseldi. Ne kadar çok tank top S-400 alınırsa, herkes şunu bilsin ki o F-16’nın attığı her boma sizin mutfağınıza düşüyor. Sizden çalınıyor, Yoksullaşmamızın temel sebeplerinden biri savaş ve güvenlik politikaları. Hem huzurumuzu kaybettiriyor hem de refahımızı çalıyor.

ÖĞRETMENLER BU YIL ATAMA BEKLEMESİN

-Peki, 2020’de eğitim ve sağlık gibi temel alanlarda durum nedir?

Kötüye gidiyor. Bütçeden aldıkları paylar eksiliyor. Hem Milli Eğitim Bakanlığı hem Sağlık Bakanlığı bütçesinde düşüş var. Bunun da sebebi yine güvenlikçi harcamalar, Saray’a ve yandaşlarına ayrılan kaynaklar. Bu daha az öğretmen atanacağı anlamına geliyor. En az 200 bin öğretmen atama bekliyor. Bunların çok azı atanabilecek. Bu sene öğretmenler atama beklemesin. Her atanamayan öğretmen bütçeye itiraz etmeli. İktidar tercihlerini değiştirebilirse 200 bin öğretmeni çok rahat atayabiliriz.

HAKKIMI HELAL ETMİYORUM

-Diyanet’in bütçesi en tartışmalı bütçelerden biri. Bu bütçenin durumu ne?

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bütçesinde bir artış var ama aldığı pay zaten yüksek. Bu payı dağıtması da daha büyük bir adaletsizlik. Biz zaten Diyanet’in yapısına itiraz ediyoruz. Hepimizden vergi alıyor; Alevisinden, Sünnisinden, Hıristiyanından, Musevisinden vergi topluyor. Ama bu kaynakları sadece Sünni Müslümanlara harcıyor. Burada çok büyük bir adaletsizlik var. Ben bu ülkenin Hristiyan bir milletvekili olarak hakkımı helal etmiyorum diye her fırsatta söylüyorum. Beni Meclis koridorlarında sıkıştırıp şu helalliği versen diyenler oluyor. Ben etmiyorum diyorum, çünkü her Diyanet görevlisinin aldığı maaşta benim de vergim var. Hepimiz vergi veriyorsak, bu hizmet de herkese verilmeli.

VERGİLER YÜZDE 22,5 ARTACAK

-2020 bütçesinde vergilerde ne kadarlık bir artış öngörülüyor?

Çok büyük sıkıntı. Vergi ve harçlarla ilgili yeniden değerleme oranı belirlendi geçtiğimiz günlerde ve vergiler 1 Ocak’ta yüzde 22,5 artacak.

-Önceki yıllara göre daha mı yüksek bir artış?

Çok daha yüksek bir artış. Enflasyonun yüzde 8 olduğunu iddia eden bir iktidar vergilere yüzde 22,5 zam yapıyor. Vatandaşa enflasyonu yüzde 8 buldum, sana da yüzde 8 zam yapacağım diyor, ama aynı emeklinin, memurun, işçinin ödeyeceği vergiye yüzde 22,5 zam yapıyor ya da aynı çalışanın doğalgaz faturasına yüzde 60, elektrik faturasına yüzde 58, içtiği sigaraya yüzde 35 zam yapıyor. İşte böyle yoksullaşıyoruz. Büyük bir hırsızlık ve yolsuzluk düzeni var. Bu yolsuzluk çarkı, vergilerle işçiden, emekçiden alıp kendi yandaşlarına aktarmasıyla dönüyor. Bu çarkı kırmadığımız sürece yoksulluk çarkı da kırılamaz.

ÖRTÜLÜ ÖDENEK 30 KAT ARTTI

-Örtülü ödenekte durum ne, elinizde yeni veriler var mı?

Örtülü ödenekte ciddi bir artış var. Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı olduğu döneme bakalım, yani savaş politikalarının olmadığı dönem, örtülü ödenek son derece cüzi rakamlarken, Recep Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanı olduğu ve özellikle de son dönemde çok ciddi rakamlara ulaştı. Şu an örtülü ödenekten, Suriye politikası başlamadan önceki döneme göre 30 kat fazlası harcanıyor.

CİHATÇILARIN MAAŞLARI VERGİLERİMİZDEN ÖDENİYOR

Biz örtülü ödeneğin nereye gittiğini çok iyi biliyoruz: Suriye’de himaye ettikleri cihatçı gruplara resmi olarak ödeme yapamıyorlar, örtülü ödenekten yapıyorlar. Vatandaşlarımız ‘Suriye Milli Ordusu’ Türkiye’ye destek veriyor, demesinler. Selefi cihatçı grupların bütün maaşları örtülü ödenekten, dolayısıyla sizin vergilerinizle ödeniyor.

ilginizi Çekebilir